Temiz Hayat


Bu makale 2014-02-15 22:28:52 eklenmiş ve 1159 kez görüntülenmiştir.
Mübarek EROL

Cenab-ı Mevla müberrâ kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

“(Rasulüm!) Mümin erkeklere gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini harama bakmaktan çeksinler, namus ve iffetlerini korusunlar.” (Nur, 30, 31)

Peygamberimiz s.a.v. de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

 “Şüphesiz haramlar bellidir. Helaller de bellidir. Bir de ikisinin arasında haram mı helal mi olduğu belli olmayan şeyler vardır. Dinini ve namusunu korumak isteyen bunlardan kaçınır. Bu şüpheli şeyleri yapan kişi, tıpkı bir çitin etrafında sürüsünü otlatan çoban gibidir. Koyunlar her an korunan araziye girebilir. Haberiniz olsun, her hükümdarın koruduğu bir yer vardır, Allah’ın koruduğu yer ise haramlardır. Bedende de bir et parçası vardır. Eğer o et parçası sağlam olursa bütün vücut sağlam olur. Eğer o et parçası bozuk olursa bütün vücut bozuk olur. İşte o et parçası kalptir.” (Buharî)

Hadis-i şerifte müslümanların günlük hayatlarını çevreleyen her türlü unsuru helal daire içinde tutmaları çok tesirli bir üslupla anlatılıyor. Net bir şekilde anlıyoruz ki Cenab-ı Mevlâ insanoğlunun hayatını helal ve haramlarla sınırlandırmıştır. Mükellef olarak her müminin görevi helal dairede kalmaktır. İnsanın her bir azası kendi görevini yapmakla mükelleftir. Göz harama bakmaz, dil haramı söylemez, kulak haram olanı dinlemez, el harama uzanmaz, ayak harama gitmez. Kalbimiz bütün bunları yöneten âmir konumundadır. Hadis-i şerifte buyrulduğu gibi, kalp bozulursa bütün beden bozulur.

Mümin fert olarak kendi kalbini ve bedenini haramdan koruması gerektiği gibi, evini de korur. Onun eliyle hiç kimseye haram sirayet etmez. Haram için hiç kimseyle işbirliği yapmaz. Arıların çevrelerini temiz tutmaları gibi, müslümanlar da çevrelerini haramdan arındırırlar.

Hüccetü’l-İslâm İmam Gazali hazretleri şöyle buyuruyor:

“Bütün azalarına şöyle bir bak ve niçin yaratılmış olduklarını düşün! Sonra bu azaların her biri ne için yaratılmışsa yerinde kullanmak üzere muhafaza et. Ayaklar cennet bahçelerinde ve saraylarında gezinmek için, eller cennettte şerbet kadehlerini tutmak ve meyvelerini toplamak için yaratılmışlardır. Gözler cennette alemlerin Rabbine nazar kılmak için yaratılmışlar. Dünya ve ahirette bundan daha değerli ve daha büyük bir nimet mevcut değildir. Böylesine değerli ve yüce bir gaye için yaratılmış gözler için yapılması gereken, yaratılış sebebine uygun olarak büyük bir itina ve özenle onları koruyup gözetmek, haram bakışlarla onları kirletmemektir.”

Göz gördüklerini kalbe nakşeder. Dolayısıyla zaman geçtikçe kalp kirlenir, saflığını kaybeder. Yine İmam Gazalî hazretleri buyuruyor:

“Yenilen yemekler belli bir süre sonra çeşitli yollarla dışarı atılır. Eseri bir süre kalsa da zamanla yok olur gider. Ayrıca zararlı yiyeceklerin vücut üzerindeki etkilerini gidermek için çeşitli ilaçlar vardır. Fakat insanın kalbi üzerinde tesir bırakan bir söz, belki de ömrü boyunca onunla birlikte kalır. Bu söz çok değersiz bir şey olsa bile onu unutmaz. Kendisini sürekli meşgul eder, yorar ve sıkıntıya sokar. O söz sebebiyle kalbe bir sürü vesvese ve kuruntular üşüşür. Bu gibi kötü düşüncelerin kendisini bir belaya sürüklemesinden, sonuçta felakete götürmesinden hiçbir zaman emin olamaz. Eğer seni ilgilendirmeyen ve faydası olmayan sözlerden kulağını korursan rahat ve huzur içinde olursun.”

Göz ve kulak kadar dil de önemlidir. Dili de boş ve gereksiz, kötü sözden korumak gerekir. Yunus b. Ubeyd rh.a. şöyle buyuruyor:

“Gördüm ki nefsim, Basra’nın şiddetli sıcağında orucun meşakkatine tahammül gösteriyor. Fakat lüzumsuz şeyleri konuşmamaya bir türlü tahammül gösteremiyor.”

Fahr-i Kainat Efendimiz s.a.v. de şöyle buyurmuştur:

“İnsanoğlu sabahlayınca, bütün azaları erkenden kalkarak lisan-ı halleriyle dile şöyle derler: Allah’tan senin için doğruluk dileriz. Çünkü sen doğruluk üzere olursan biz de doğru oluruz. Sen eğrilip saparsan biz de saparız.” (Suyûtî)

İmam Gazalî hazretleri dilin edebi hakkında, daha hassas bir ölçüden bahsederek bize nasihat eder:

“İnsan lüzumsuz ve boş sözleri konuşmakla Kirâmen Kâtibin denilen ve insanların her yaptığı ve söylediklerini yazmakla görevli meleklerini hiçbir hayrı ve faydası olmayan sözlerle meşgul eder. İnsanın bu meleklerden utanması, onlara lüzumsuz sözlerle eziyet etmemesi gerekir. Çünkü Cenab-ı Mevlâ şöyle buyuruyor:

“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.”(Kâf, 18)

Müslümanın hayatı helal dairede olmalıdır. Helal olan işte huzur vardır, Allah Tealâ’nın rızası da helal iştedir. Helal her işimizi temiz kılar. Haram ise kirdir; sadece bulaştığı alanla kalmaz, zaman içinde her yere sirayet eder, bütün bedenimizi ve amellerimizi kaplar.

O halde temiz olan helal çerçevede kaldığımız sürece iç dünyamız ve yaşantımız temiz demektir. Temiz yaşayanın ise ebedi yolculuğuna temiz çıkacağı umulur.

Rabbimizin tevfik ve inayetiyle…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Derinkuyu Haber
© Copyright 2013 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi