ÜŞÜMÜYORUM,SADECE ZALİMLERE ACIYORUM


Bu makale 2015-03-26 10:11:23 eklenmiş ve 531 kez görüntülenmiştir.
Yrd. Doç. Dr. Özden Taşğın

Devletini, milletini, dinini ve bayrağını sevdiği ve savunduğu için Kara Eylül’de Mamak zindanlarında başlayan üşümesi, 2009’un Mart akşamında çok sevdiği Anadolu dağlarının doruklarında donmaya dönüştü.

Sarp, yalçın, ulaşılmaz, hırçın doruklarında, karın, tipinin ve sisin çevrelediği kaçışı olmayan bir tuzakta kendisini adadığı Yüce Allah'a ulaştı.

Dondurucu karın soğuttuğu bedenini, Yüce Allah'ın mutlak şefkati, Yüce Peygamberin sonsuz şefaati ısıttı. Türk - İslam Ülküsü'nün eşsiz savaşçısını.

Hayatının her döneminde, karşılıksız bir adanmışlık duygusu içerisinde, milli ve manevi değerlerin yücelmesi, millet ve vatanın bekası için kendi varlığını ve geleceğini feda edebilmeyi hayat düsturu olarak gördü. O daima, büyük bir davanın büyük bir yolun dümdüz bir takipçisi, katıksız, temiz bir ülkünün saf ve sade lideri oldu.

Türk milletinin mücadele tarihinin en şerefli sayfalarından Ülkü Ocakları'nda başkan oldu. Tarihimizin en netameli döneminde müthiş bir önderlik, eşsiz bir kararlılıkla, cesareti, mertliği, ataklığı, soğukkanlılığı ile örnek bir liderlik sergiledi.

Kader onu, karanlık güçlerin marifetiyle Mamak'a yönlendirdi, işkence kafesleri, işkence hücreleri onu teslim alamadı. Şartlar ne olursa olsun ülküsüne ve ülküdaşlarına sahip çıktı. Çizgisinden bir milim sapmadı. Zalimlerin önünde diz çökmedi. Üşüdü ama eğilmedi, soğuk hücrelere teslim olmadı. Zindan hayatı onu yok edemedi. Zalimler tüm adaletsizliklerine ve insanlık dışı uygulamalarına rağmen onu mahkum edemediler; aksine milli vicdan onların karanlık düşüncelerini, planlarını ve eylemlerini mahkum etti.

Ocak'ta yanmış, Mamak'ta pişmiş bir ruhun kendisini Türk-İslam Ülküsü'ne vakfedişinin vucüt bulduğu liderdi. Bozgun ve bezginlik havasında olanların çokça zuhur ettiği dönemde o, birleştirme - bütünleştirme çabalarının merkez üssü oldu.


Alparslan Türkeş’e 'Başbuğ', Devlet Bahçeli'ye 'Abi' unvanını layık gören ülkücü camia ona 'başkan' dedi.

Kadere kayıtsız şartsız teslimiyetin ya da kaderden kaçmanın mümkün olmayışının tezahürü olarak ilk defa bindiği helikopter onu dünya hayatındaki sona götürdü.

 

O, Hakk'a yürüdü. Ya da Hak onu katına aldı. Bizlere de ibret alınması gereken bir hayat hikayesi armağan etti. Ne kadar ilerlerse ilerlesin, tekniğin kader karşısındaki faydasızlığına şahit olduk.

Çağ atlayan Türkiye, ona üç günde zor ulaştı veya ulaşmak istemedi.
Siyaseti, onun inandığı ve hayatı boyunca ortaya koyduğu gibi, dünyevi basit kavgaların üstüne çıkarıp, Allah'ın rızası için millete ve insanlığa hizmet olarak algılayabildiğimiz zaman hem hayatımızın, hem ölümümüzün değişik bir anlam kazandığını onda gördük.

Allah Rahmet eylesin Muhsin Başkan... Mekanın Cennet olsun...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Derinkuyu Haber
© Copyright 2013 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi