MUTLULUK İÇİN


Bu makale 2015-07-08 13:24:09 eklenmiş ve 696 kez görüntülenmiştir.
Osman Aytekin

        Bir çiçeğin açması, bir kuşun uçması, bir kuzunun melemesi, bir arının vızıldaması ve bir insanın gülümsemesi hayata yaşama dair çok şeyler verir. Tarlası olduğu halde miskince oturan bir rençper görmezsiniz. Eğer bir çiftçi arazide işi varken üşeniyor ve işinde bir irade göstermiyorsa ondan pek de bir şey beklenmez. Tarlaya tohumu da isteksiz saçar. Üründe de istediği bolluğa kavuşamaz. Çünkü o adam ne kendisiyle barışıktır ne de ziraat işleriyle. Üzerinde atalet olan bütün insanlar böyledir. İşlerini umursamazlar istedikleri verimi de elde edemezler.

      Bir insan çoğu zaman dinç olmayabilir. Fakat önemli olan istek ve iradesinin devamlılığıdır. Mutluluk da bir insana sipariş usulü gelmez. Gayret gösterilen, sabredilen, sebat edilen kişi er ya da geç hedefine varır.

     Mutlu olmak isteyenler hayatı iyi okumalılar. Yaşama sevincini bir tutum haline getirmeliler. İnsanları, tabiatı, hayvanları, eşyaları sevmeliler. Fakat bütün bunları yaparken de iyi bakmalılar, iyi etüt etmeliler. Fertler için mutluluğa giden yolda en can alıcı yol ve yöntemin ilk basamağı insanlardır. Bir fert tek başına yaşayamaz. İnsan insana mutlak surette muhtaçtır. Bugüne değin insanlık için felsefi tespitte bulunan düşünürler insanın yalnız yapamayacağını ifade etmişlerdir. Çünkü insanlar diğer canlılardan farklı yaratılmışlardır. İnsan beyni yerine göre bir radar yerine göre bir robot vazifesi görür.  İyilik ve kötülüğün bira arada bulunduğunda fazla beslenenin öne çıktığı gibi meylediş söz konusu olur.

       Hâkim olma, gücü elinde bulundurma arzusu insanları çoğu zaman azgınlaştırıyor. İnsan elbette çalışacak ve yerine göre elindekiyle de yetinmeyecektir. Ancak yaptığı her işte ölçüye de dikkat edecektir.  Aşırıya kaçmayacak ancak itidal ve doğru yol üzere olacaktır.

      İnsanlar meşreplerine, mizaçlarına, huylarına göre toplumda yer bulurlar, yer edinirler.  Toplumun bir insanı kabul etmesi ve etmemesi toplumsal açıdan önemlidir. Ancak toplum nemelazımcı, çıkarcı, basit işlere kafa yorduğu sürece; bireysel düşünüp hareket ettiği sürece o toplumdan pek bir şey beklenemez. Mutluluk denilen olgu da başarılar kadar iyi ve güzel yapılan çalışmalar; daha da ilerisi düşünülürse estetik değerler öne çıktıkça kendini gösterir. Ancak insani değerlerin yozlaşması ve fertlerin maddeyi öne alan bir anlayışla hareket etmeleri bütün toplumu rahatsız eder. Bu tespit ayrıca kendi içinde de çelişkisini taşır. Düzenden şikâyet edenler o düzenin değişmesi için de bir çaba göstermezler.  Her insan haklı olduğunda haksız olan kim sorusu ortaya çıkar. İnsanlar olaylara, yaşananlara kendi açılarından bakarlar. Her insan kendi cihetinden görünce sorunlar çoğalır. Doğruyu görmek ve tespit etmek güçleşir. Bu gibi durumlarda ahlaki duruş ve davranışlar sergilenir erdemlice hareket edilirse bir sonuç alınabilir. Toplumu işte tam da bu manada bozan bir yapı karşımıza çıkar. O da siyasi düşünceler, söylemler ve yaptırımlardır. Yapılan iş siyaseten de bakıldığında bazı müştereklerde buluşulmalıdır. Siyaset seviyesi maalesef insanları bölüyor. İçinden çıkılmaz bir hal alıyor. Siyaset insanları ne kadar mutlu edebilir ki? Siyaset bir amaç değil de bir araç olarak gerçek manada insanlığa hizmet edildiğinde hak ettiği yeri bulur. Ülkemizde kör dövüşünü andırmaktadır. Hal böyle olunca da farklı düşüncelere sahip insanların arası açılıyor. Bir hiç yere kalpler kırılıyor. Bir de siyasetten beslenen çıkar ve yala çevreleri vardır. Bu çevreler adeta her dönemde evrim geçirirler. Hiç sevmediği, tanımadığı, benimsemediği kişilerin, partilerin yanında yer alırlar. Bu tip insanlar toplum içinde çürümeye yol açarlar. Bir çürük meyve veya sebzenin diğer meyve ve sebzeleri de çürüttüğü gibi. Bir kötünün yuvalandığı mahal, cemiyet ve cemaatte de aynen bulunabildiği gibi. Hâlbuki kötü her yerde kötüdür, kokuşmuş da her zaman o pis kokusundan-n bir şey kaybetmez. İyiler de öyledir. Ancak her şartta iyiler kaybediyor görünseler de iyi niyetliler, iyiler daima kazan olmuşlardır.

     Her fert mutlu olmanın, mutluluğa giden yolun yolcusu olmalıdır. Gençlikte fark edilemeyen pek çok şey orta yaş sonrasında kendini gösterir. Ancak insanın dinamizmi gençken çok işe yarar. İş işten geçtikten ihtiyarlık gelip de el etek çekilmeye b aşlandığında çekilen nedamet duyguları, gözyaşları hiçbir işe yaramaz.  İnsanlar etrafındaki fenalığın belki de farkına varamıyorlar. Farkında olsalar da rahat yaşamak uğruna teslim bayrağı çekiyorlar. Şurası unutulmamalıdır ki fenalık da fanilikte eriyecek ve yok olacaktır. Bu bakımdan mutlu olmak isteyenler ahret yurdunu düşünerek insani ve İslami bir hayatın idrakinde olmalılar. Bu âlemde ne incinmelidir ne de incitmelidir; çevresindekileri, eşi, dostu herkesi.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Derinkuyu Haber
© Copyright 2013 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi