FERYAT… FERYAT… FERYAT!...


Bu makale 2015-10-13 18:46:39 eklenmiş ve 712 kez görüntülenmiştir.
Osman Aytekin

 

        Çıkmazlara girildiğinde dillendirdiğimiz bir söz vardır. Oda şudur:

       -Ne olacak bu memleketin hali? Bu sual karşılığını bulmamış olacak ki aradan biraz zaman geçince nakarat başlar:

       -Ne olacak bu memleketin hali?

       Bu sual kaotik ortamlarda dillendirilmeye devam eder. Fakat bu günlerde daha farklı bir anlama yönelişler oluyor. Çünkü gelişen olaylar öyle bir hal alıyor ki insanlar karamsarlığa düşüyor.

     Ümitsiz bir hal…

     Bu kadar da değil; isteksiz, arzusuz, gönülsüz ve en önemlisi de çaresizlik!..

     İnsanlarda sanırım en vahim hal de çaresizliğe düşmektir.

     Çaresizliği güvensizlik besler. Güven bunalımı baş gösterdiğinde itimatsızlık kol gezer. İnsanlar neye, kime, nasıl ve ne şekilde güveneceklerini bilemezler.

    Ümitsizlik devasa bir hal alır. Toplum hayatı bu gibi hallerde büyük yara almaya başlar. İnsanın çaresiz kalması bütün varları akamete uğratır. İnsanlar arasında feci bir halde bireyselleşme büyüdükçe büyür. Toplum hayatında bozulmalar, kırılmalar artar. Aslında bazı karanlık güçlerin istedikleri de işte tam da böylesi bir manzaradır.

                                                         *     *   *       

      Soru şudur:

     - İslam dünyasında neden hep kan ve gözyaşı hâkimdir?

     Allah’a inanan Müslümanlar neden böyle? Batıya bakışlarını çevirenlerden bu soruları sıkça duyarız. Sorunun temel kaynağı öncelikle yaşanılan yerdir. İnsan önce kendine bakmalıdır. Bizler kendimize bakmadan başkalarını eleştiririz. Bu tipik bir Türk bakış açısıdır. Kendi halimizin fevkindeyiz ancak gözümüz hep başka alanlardadır. Dolaysıyla suç kendi içimizde barındığı halde suçlu hep ötekilerdir. Ötekileştirme ne kadar da fena ve tehlikelidir.

     Birilerini suçlamadan kendimize bakmayız. Kavi durmayız. Değerler manzumesini terk-i diyar eyleriz. Ancak konuşmaya gelince de hep aynı şeyi yaparız:

     Suçlama(!...)

     Ne kadar da ironiktir bu hal!

    Şimdi kendimize yani ülkemize bakalım.

    Kimse halinden memnun görünmüyor. Ağzımızı açınca eğitim, hak, hukuk, adalet, sosyal gelir vs. gibi sistemler hep çıkmazımız olmuştur. Çözüm üretme de ise üzerimize atalet biner. Adeta her yanımız kırık döküktür.

                                                         *     *   *      

     Her şeyin kaynağı şu arz üzerinde mevcuttur. Hal çareleri vardır. Takip edilecek yol, yöntem, metot bizlere kalmıştır. Ama bizler kendi değerlerimizi kendi ellerimizle yıkmakla meşgulüz.

    Nerede kaldı sevgi ortamı? Saygı, hoşgörü, Güleryüz, anlayış ve sanatla bütünleşen çeşit çeşit incelikler…

     En yüce dini inanışa sahip necip bir millet neden bu hale düşer? Düşürülür…

    Kendi değerlerimiz bizim ışığımızdır. Yolumuzdur. Felaha, refaha, huzura, sükûna erişimizdir. Ama biz kendimizle didişmeyi dert edinmişiz bir kere.

                                                            *     *   *      

     Bizi biz yapan ahlaki tavır ve davranışlara uymak ve sahip çıkmak durumundayız.

    Ortalığı karıştırmak isteyen fesat çevreleri olacaktır.

    Bu ülkeyi yaşanmaz hale getirmek isteyen iblisçe düşünceler taşıyan bedbahtlar olacaktır.

   Dahası hainler, ihanet şebekeleri olacaktır. Son yıllarda güzel Türkiye’mizin içine düşürülmeye çalışıldığı ve bunda da muvafık olunmaya başlandığı ne çare ki bir hakikattir.

   Bu vahim hal içinde; devlet, iktidar,  muhalefet ve toplum ortak bir ses haline gelmelidir.     

   Kamplaşmalar, kutuplaşmalar, düşmanca bakışlar ve vuku bulan hadiseler bize bizi getiremiyor ne yazık ki!

   Ülkemiz bu hale düşürülmemelidir. Patlayan bombaların, şehit edilen askerlerimizin, polislerimizin, öldürülen insanlarımızın arkasındaki çokuluslu küresel güçler ve yerli işbirlikçi ihanet şebekeleri vardır. Türkiye kendi düşmanını gayet iyi biliyor ancak birlik olamıyor.

   Hainleri doğrudan veya dolaylı yollardan besleyenler başlarını elleri arasına alıp binlerce kez düşünmeliler. Çünkü teröristlerde ne insanlık, ne din, ne de iman vardır.

   Merhamet etmeyene merhamet edilmez!

  Kendi içimizdeki hainler temizlenmeli sonra da bu hainlerin hamisinin karşısına dik durulmalıdır!

   Hiçbir ülke kendi insanına kurşun sıkanlara pirim vermez!

   Güzel ülkemiz kendi büyüklüğünün farkına varmalıdır! Yoksa bu ülkede feryatlar dinmek bilmez! Acı üzerine acılar yaşamak bir kader haline gelir.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Derinkuyu Haber
© Copyright 2013 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi